Genel Merkez:   0 262 311 00 34 - 0 507 746 18 18        İstanbul:   0 216 572 34 17 - 0 542 746 17 34        E-Posta:   bilgi@refleksakademi.com

ÇETİN ÖZBEY

ÇETİN ÖZBEY

ÇETİN ÖZBEY ( Psikolog / Özel Eğitim Terapisti )

 

Refleksoloji, geçmişi Eski Mısır’a ve milattan önce 10000’li yıllara kadar dayanan yardımcı ve tamamlayıcı bir alternatif tedavi biçimidir. Akupunktur gibi refleksolojinin de kökleri uzak doğuya ait olan Meridyen Terapisine kadar uzanmaktadır. Modern refleksolojisi ise 20. yüzyılın başına Dr. Fitzgerald ortaya attığı, daha sonraki yıllarda E. İngham tarafından geliştirilen “Bölge Terapisi”ne (Zone Therapy) dayanmaktadır. İngham, vücuttaki her organın ayaklardaki uzantısını ortaya çıkarır; vücudun sağ taraftaki organlarının yerinin sağ ayakta, sol taraftaki organların yerinin ise sol ayakta, akciğer ve böbrek gibi her iki yönde bulunan organların yerinin ise her iki ayakta olduğunu belirler.

Son birkaç yıl içinde ülkemizde birçok şehir merkezinde refleksoloji tedavisi uygulayan merkezler açılmıştır. Bu merkezlerden biri de İzmit’te bulunan Refleks Akademi Refleksoloji Merkezi’dir. Refleksoloji Merkezi yurtdışında
yoğun eğitimler almış Rek.Terapi Uzmanı & Refleksolog Bilal Yalçıner tarafından 2009 yılında kurulmuştur.
Refleksoloji uzmanlarına “Refleksolog” denilir. Bu alana ilgi duyan herkes bu yöntemi öğrenebilir ve uygulayabilir, yani refleksologların tıb eğitimi almış olması gerekmez. Ancak, refleksolog olmak isteyen kişilerin sıkı bir eğitim almaları ve insan anatomisini çok iyi bilmeleri gerekir. Ayrıca uzak doğu felsefesine ve özellikle Meridyen Sistemi hakkında da yeteri donanıma sahip olan reflegsolgların tedavi sürecinde daha başarılı olduğu belirtilir.
Refleksoloji de diğer alternatif tedavi yöntemleri gibi insanların sorunlarını ortadan kaldırarak veya hafifleterek yaşam kalitesini arttırmayı hedefler. Çeşitli hastalıkların tedavisinde tıbbi tedavinin yerine değil, söz konusu tedavi ile birlikte hareket etmeyi tercih etmektedir. Refleksoloji sadece bedene odaklanmaz; beden, zihin ve ruh bütünlüğünü dikkate alarak bireye genel bir denge sağlamayı amaçlar. Özellikle sorunun nedenine ulaşmayı önemser.

Refleks, herhangi bir uyarana karşı istemsizce verilen tepki olarak tanımlanır. Ancak refleksolojinin bu tanımla doğrudan bir ilgisi yoktur. Refleksoloji tedavisinde ayaklardaki sinir noktaları belirli tekniklerle uyarılarak elektrokimyasal mesajların ortaya çıkması sağlanır. Bu mesajlar nöronların yardımıyla ilgili organa ulaşır, böylece organın uyarılarak istenilen tepkiyi vermesi sağlanır. Halk arasında her ne kadar ayak masajı olarak da bilinse de, refleksoloji sıradan bir masaj değildir. Refleksoloji felsefesine göre, vücuttaki her organın el, ayak, gözbebeği ve kulaklarda bir yansıması bulunmaktadır. Fakat ayaklardaki bu yansıma yerleri daha belirgin olduğu için bunların doğru olarak uyarılması daha kolay görülmektedir.
Ayrıca Refleksoloji Otizm tedavisinde de son yıllarda yoğun uygulanan,gözle görülür başarılar sağlayan bir tedavi yöntemidir.

Refleksoloji-Otizm ilişkisini kısaca şöyle açıklayabiliriz.

Ekolali (konuşma vs taklit etme) hareketler azalır.
Rigid (sert) tepkiler azalır.
İmmün (bağışıklık) sistemini geliştirir.
Nöro hormon (beyin sinirlerini uyarma) salgılayarak algıda daha etkin bir çalışmaya yardımcı olur.
Hiperaktivite azalır,takıntılarda zamanla düzelme sağlanır.
Komutları daha rahat alarak öğrenmeye daha fazla katkı sağlamış olur.
Kelimeler daha anlaşılır çıkmaya başlayarak konuşmaya daha fazla istekli olunur.
Vücutta genel anlamda gevşeme sağlayarak,normal kapasitenin üzerinde verim alınır.

Refleksoloji yaklaşımına göre, çeşitli nedenlere (stres, hastalık, travma vb) bağlı olarak bedenin yaşamsal enerji akımındaki düzenin bozulması sonucu bedenin işlevselliği engellenir. Refleksoloji tedavisiyle enerji akımı yeniden düzene sokulursa sorunlar giderilir. Bu tedavi yönteminde el ve parmak teknikleri kullanılır. Ayakların belirli yerlerinde bulunan sinir noktalarına çeşitli el teknikleriyle basınç uygulanır. Böylece vücutta bloke edilmiş enerjinin çözülerek, bütün organlara dengeli dağıldığı ve vücudun kendi kendini iyileştirme gücünü harekete geçirdiği ileri sürülmektedir. Vücuda uyumlu ve dengeli enerji akımı sağlandığında vücut canlanır, güçlenir ve hastalıklara karşı daha dirençli bir duruma gelir.
Refleksoloji hizmeti alan bireylerde bir gevşeme ve rahatlama görülür. Strese bağlı olarak görülen birçok sorun ortadan kalkar. Kan dolaşımına bağlı olarak görülen sorunlar yok olur veya ciddi oranda azalır.  Hatta lenf sisteminin görevini daha iyi yaptığı ve toksinlerin vücutta daha kolay atıldığı ileri sürülür.
Refleksolojinin hormonal sorunlar ile baş ağrısı, sindirim, yüksek tansiyon ve böbrek hastalıklarına da iyi geldiği belirtilir. Tedavinin bebek ve çocuklardaki etkisinin daha kısa sürede ortaya çıktığı söylenir.
Bu yöntem organik ve ruhsal hastalıklardan gelişimsel sorunlara kadar birçok problem ve hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Her ne kadar kırık-çıkık gibi yapısal bozukluklar ile AİDS gibi hastalıkların tedavisinde olumlu sonuç vermezse de ağrıları hafifletici etkisi kullanılmaktadır.
Sadece sorunu olan kişiler değil, sağlıklı olan kişiler de bu tedaviden faydalanabilir. Çünkü sadece hafif sorunları veya hastalıkları tedavi etmez, aynı zamanda sorunların ortaya çıkmasını da engeller, başka bir ifadeyle koruyucu bir yönü de var.
Terapi seansları ortalama 30 dakika sürer. Tedavi süresi ise, kişiye ve soruna göre belirlenir. İlk seanslarda sorunlarda artış görülmesinin olabileceği ve bunun da iyileşme sürecinde bedenin doğal bir tepkisi olduğu söylenir.
Refleksoloji tedavisi son zamanlarda engelli bireyler için de yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Özel gereksinimli bireylerin tedavisindeki ilk uygulamalar Rusya ve Amerika’da yapılmış, birçok olumlu sonuç alınmıştır. İlk uygulamalar otistik ve serebral palsili çocuklar üzerinde denenmiştir. Günümüzde hem söz konusu engel grupları, hem de dikkat eksikliği, konuşma bozuklukları ve motor geriliği olan bireylerin tedavisinde kullanılmaktadır.

Yazarın Eski Makaleleri

Özel gereksinimli çocukların eğitim ve tedavisinde 50’nin üzerinde yöntem ve program kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin tümü aynı amaca hizmet etmektedir. Yani tümü çocuğun yetersizliklerini ortadan kaldırmayı veya hafifletmeyi ve çocuğun daha bağımsız bir hayata kavuşmasını amaçlamaktadır.

Her yöntem her çocuk için aynı etkiyi sağlamayabilir; çünkü her çocuğun gelişim ve yetersizlik düzeyi bir diğerinden farklı olduğu için, her çocuğa aynı yöntem uygulanamaz. Ayrıca bazı yöntemlerin diğer bazı yöntemlere göre avantajları ve dezavantajları olabilmektedir. Bu sebeple her çocuk için uygun olan yöntemi bulmak oldukça önemlidir. Gerek eğitimciler ve gerekse anne babalar çocukları için uygun olan bir kaçı yöntemi bir arada kullanabilirler. Örneğin, biz iletişim, sosyal ve motor becerileri öğretiminde UDA’yı, kavram öğretiminde Doğrudan Öğretim Yöntemini kullanırız. Konuşma becerisi olmayan veya yetersiz olan otizmli ve zihinsel engelli çocuklara iletişim becerilerini kazandırmak için PECS yöntemini uygularız. Doğrudan Öğretim Yöntemi ile kavram öğretirken otizmli ve ağır zihinsel engelli çocuklar için yapılandırılmış dil, hafif ve orta zihinsel engelli çocuklar için ise doğal dil kullanırız. İlk defa eğitim alacak çocukları eğitime ve eğitim ortamına hazırlamak için ilk birkaç hafta oyun ve müzik terapi tekniklerini tercih ederiz.

Özel gereksinimli çocukların yetersizliklerini yok etmek ve engel durumlarını hafifletmek için biomedikal, psikolojik ve davranışsal temelli birçok eğitim, terapi ve sağaltım yöntemleri geliştirilmiştir.  Aşağıda verilen yöntemler hiperaktivite, dikkat eksikliği, öğrenme bozukluğu, zihinsel engeli ve gelişim geriliği gibi çeşitli problemleri olan bireyler ile otizm şemsiyesi altında yer alan bozukluklardan etkilenen bireylerin eğitiminde ve sağaltımında kullanılmaktadır. Bazı tedavi ve terapi yöntemlerinin özel gereksinimli çocuklar üzerinde etkinlikleri henüz kesinlik kazanmış değil. Eğitim yöntemlerinin büyük çoğunluğu, deneysel araştırma sonuçlarına göre etkinlikleri kabul edilmiş yöntemlerdir ve bilimsel temellere dayanmaktadır. Eğitim yöntemlerinin alternatifi yoktur. Bilişsel, iletişim, sosyal vb. temel gelişim alanlarında gerilik gösteren çocuklara, eğitim yöntemleri ile diğer tedavi/terapi/sağaltım yöntemleri birlikte kullanıldığında daha olumlu sonuçlara ulaşılabilir. Olanaklar ölçüsünde bilimsel dayanağı olan eğitim yöntemleriyle birlikte etkili olan tedavi ve terapi yöntemleri de kullanılabilir. Ebeveynler sadece eğitimle yetinmemelidirler; fakat eğitimsiz de olmayacağını bilmelidirler.

Birçok aile çocuğunda var olan problem veya problemlerin normal bir hastalık olduğunu, bunun da tedavisinin ilaçlarla veya biyolojik tedavilerle mümkün olabileceğini düşünerek eğitim hizmetlerinden yararlanmayı kabul etmezler. Dolayıyla hem zaman kaybetmiş olurlar hem de maddi zarara uğrarlar. Zaten bu aileler sömürüye açıktırlar ve onları sömürmeye çalışan çok sayıda kişi ve kuruluş bulunmaktadır.

Engelli bireylere uygulanan tedavi ve terapi yöntemlerinin kesin tedavi edici özellikleri yoktur. Bu yöntemlerle bazı çocukların iyileştiği söylenilmekte, fakat bu tür iddialar kanıtlanabilmiş değildir. Ayrıca herhangi bir tedavi yöntemiyle bir iki çocuğun iyileşmesi umut vericilikten uzaktır. Ancak bu yöntemlerin çocuklar üzerinde bir takım olumlu etkileri de inkâr edilemez. Aşağıda açıklanan birçok tedavi/terapi yöntemi bazı çocukların bazı olumsuz davranışlarını yok edebilir; fakat bu olumlu sonuç her çocuk için geçerli olmayabilir. Böyle olduğu sürece bilimsellikten uzak kalır; çünkü bir tedavi veya eğitim yönteminin bilimsel temele dayanmasının birçok koşulu vardır. Bu koşulların başında “genelleme”, “geçerlilik” ve “güvenirlik” ilkeleri yer alır. Ayrıca farklı ekipler tarafından (minimum 3) ve faklı bireyler üzerinde denenmesi ve hakemli dergilerde yayınlanması gibi koşullar da bulunmaktadır.

Herhangi bir eğitim veya tedavi programı uygulamaya koyulmadan önce şunların sorulması ve tatmin edici yanıtların alınması gerekir:

Programın nerede ve kimler tarafından yürütüleceği, yani programı yürütenlerin uzman olup olmadıkları ve bu yöntemi ne zamandan beri uyguladıkları,

Programın çocuğun kişilik ve gelişim özelliklerine uygunluğunun ne oranda olduğu,

Programın sonucunda neler beklendiği, yani kazanımlarının neler olacağı, (daha önce program veya tedaviden geçen ailelerle görüşülmeli, onların izlenimleri ve tavsiyeleri alınmalı)

Program uygulanmadan önce ve sonra değerlendirmenin olup olmadığı ve nasıl yapılacağı,

Programın çocuğu sınırlayıcılığı ve çocuğun üzerindeki yan etkileri, yani programın dezavantajlarının neler olduğu,

Programın süresi yani ne kadar süreceği,

Programın toplam maliyetinin ne kadar olacağı sorulmalıdır.

Birçok çalışmanın ve Simpson’un 2005 yılında yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre, Uygulamalı Davranış Analizi, İşlevsel Analiz, Yanlışsız Öğretim, Fırsat Öğretimi, Ayrık Denemelerle Öğretim, Temel Tepki Öğretimi, Seçim Yapma, Video ile Model olma, PECS vb. birçok eğitsel yöntemin bilimsel dayanakları olumlu yönde olduğu belirtilmektedir. TEACCH, Yardımcı Teknoloji, Sosyal Hikâyeler ve Duyu Bütünlemesi terapisi gibi birçok yöntem ise bilimsel anlamda yeterince araştırılamamış ve bilimsel temellere dayanıp dayanmadığını ortaya koyan çalışmalar henüz yeterli görülmemektedir. Ayrıca Destekli İletişim ve Sarılma Terapisi gibi bazı uygulamaların da bilimsel dayanaklarının olumsuz yönde olduğu vurgulanmaktadır.

Özel gereksinimli bireyler için geliştirilen davranışsal, biyolojik ve psikolojik kökenli tedavi, terapi ve eğitim yaklaşımlarından birçoğu aşağıda sıralanarak açıklanmıştır.

A) EĞİTİM VE TERAPİ

1. Özel Eğitim

2. Konuşma ve Dil Terapisi

3. Uğraşı terapisi

4. Psikoterapi

B) EĞİTİM YÖNTEMLERİ VE PROGRAMLARI

1. Uygulamalı Davranış Analizi
2. PECS (Resim Değiş-Tokuşuna Dayalı İletişim Sistemi)
3. Ayrık Denemelerle Öğretim
4. Bekleme Süreli Öğretim
5. Fırsat Öğretimi
6. Olumlu Davranış Desteği (İşlevsel Analiz)
7. Temel Tepki Öğretimi
8. Video ile Model Olma
9. Seçim Yapma Öğretimi
10. Söyle-Yap Uyumu Öğretimi
11. Etkinlik Çizelgeleri
12. TEACCH
13. Lovaas Yöntemi
14. Doğrudan Öğretim (Açık Anlatım) Modeli
15. Yaratıcı Yöntem
16. Basamaklandırılmış Yöntem
17. Kaynaştırma Programı
18. Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı
19. Portagi Programı
20. Montessori Programı
21. Hanen Programı
22. Higashi Programı
23. Sosyal Hikâyeler
24. Destekli İletişim
25. Holding Terapii

C) DUYUSAL-DEVİNSEL (Sensory-Motor) TERAPİLER

1.    Duyu Bütünlemesi
2.    İşitsel Bütünleme

D) BİYOLOJİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ

1. Farmakolojik Tedavi
2. Diyet Tedavisi
3. Gluten ve Kazein Diyeti
4. Maya ve Mantar Tedavisi
5. Vitamin Tedavisi6. Sekretin Tedavisi
7. İmmünglobülin Tedavisi
8. Neurofeedback
9. Hiperbarik Oksijen Tedavisi

E) ART TERAPİ

1. Dans ve Hareket Terapisi
2. Müzik Terapisi3. Drama
4. Resim ve Diğer Sanat Unsurları

F) ALTERNATİF TEDAVİLER

1. Homeopati
2. Aroma Terapi
3. Refleksoloji
4. Akupunktur

J) YARDIMCI TERAPİ VE DİĞER TEDAVİ YÖNTEMLERİ

1. Yunus Terapi
2. At Terapi
3. Su Terapisi
4. Kraniosakral
5. Yardımcı Teknolojiler ve Bilgisayar ProgramlarıREFLEKSOLOJİ
Refleksoloji, geçmişi Eski Mısır’a ve milattan önce 3000’li yıllara kadar dayanan yardımcı ve tamamlayıcı bir alternatif tedavi biçimidir. Akupunktur gibi refleksolojinin de kökleri uzak doğuya ait olan Meridyen Terapisine kadar uzanmaktadır. Modern refleksolojisi ise 20. yüzyılın başına Dr. Fitzgerald ortaya attığı, daha sonraki yıllarda E. İngham tarafından geliştirilen “Bölge Terapisi”ne (Zone Therapy) dayanmaktadır. İngham, vücuttaki her organın ayaklardaki uzantısını ortaya çıkarır; vücudun sağ taraftaki organlarının yerinin sağ ayakta, sol taraftaki organların yerinin ise sol ayakta, akciğer ve böbrek gibi her iki yönde bulunan organların yerinin ise her iki ayakta olduğunu belirler.

Son birkaç yıl içinde ülkemizde birçok şehir merkezinde refleksoloji tedavisi uygulayan merkezler açılmıştır. Bu merkezlerden biri de İzmit’te bulunan Refleks Akademi Refleksoloji Merkezi’dir. Refleksoloji Merkezi yurtdışında
yoğun eğitimler almış Rek.Terapi Uzmanı & Refleksolog Bilal Yalçıner tarafından 2010 yılında kurulmuştur.
Refleksoloji uzmanlarına “Refleksolog” denilir. Bu alana ilgi duyan herkes bu yöntemi öğrenebilir ve uygulayabilir, yani refleksologların tıb eğitimi almış olması gerekmez. Ancak, reklegsolog olmak isteyen kişilerin sıkı bir eğitim almaları ve insan anatomisini çok iyi bilmeleri gerekir. Ayrıca uzak doğu felsefesine ve özellikle Meridyen Sistemi hakkında da yeteri donanıma sahip olan reflegsolgların tedavi sürecinde daha başarılı olduğu belirtilir.
Refleksoloji de diğer alternatif tedavi yöntemleri gibi insanların sorunlarını ortadan kaldırarak veya hafifleterek yaşam kalitesini arttırmayı hedefler. Çeşitli hastalıkların tedavisinde tıbbi tedavinin yerine değil, söz konusu tedavi ile birlikte hareket etmeyi tercih etmektedir. Refleksoloji sadece bedene odaklanmaz; beden, zihin ve ruh bütünlüğünü dikkate alarak bireye genel bir denge sağlamayı amaçlar. Özellikle sorunun nedenine ulaşmayı önemser.

Refleks, herhangi bir uyarana karşı istemsizce verilen tepki olarak tanımlanır. Ancak refleksolojinin bu tanımla doğrudan bir ilgisi yoktur. Refleksoloji tedavisinde ayaklardaki sinir noktaları belirli tekniklerle uyarılarak elektrokimyasal mesajların ortaya çıkması sağlanır. Bu mesajlar nöronların yardımıyla ilgili organa ulaşır, böylece organın uyarılarak istenilen tepkiyi vermesi sağlanır. Halk arasında her ne kadar ayak masajı olarak da bilinse de, refleksoloji sıradan bir masaj değildir. Refleksoloji felsefesine göre, vücuttaki her organın el, ayak, gözbebeği ve kulaklarda bir yansıması bulunmaktadır. Fakat ayaklardaki bu yansıma yerleri daha belirgin olduğu için bunların doğru olarak uyarılması daha kolay görülmektedir.
Ayrıca Refleksoloji Otizm tedavisinde de son yıllarda yoğun uygulanan,gözle görülür başarılar sağlayan bir tedavi yöntemidir.

Refleksoloji-Otizm ilişkisini kısaca şöyle açıklayabiliriz.

Ekolali (konuşma vs taklit etme) hareketler azalır.
Rigid (sert) tepkiler azalır.
İmmün (bağışıklık) sistemini geliştirir.
Nöro hormon (beyin sinirlerini uyarma) salgılayarak algıda daha etkin bir çalışmaya yardımcı olur.
Hiperaktivite azalır,takıntılarda zamanla düzelme sağlanır.
Komutları daha rahat alarak öğrenmeye daha fazla katkı sağlamış olur.
Kelimeler daha anlaşılır çıkmaya başlayarak konuşmaya daha fazla istekli olunur.
Vücutta genel anlamda gevşeme sağlayarak,normal kapasitenin üzerinde verim alınır.

Refleksoloji yaklaşımına göre, çeşitli nedenlere (stres, hastalık, travma vb) bağlı olarak bedenin yaşamsal enerji akımındaki düzenin bozulması sonucu bedenin işlevselliği engellenir. Refleksoloji tedavisiyle enerji akımı yeniden düzene sokulursa sorunlar giderilir. Bu tedavi yönteminde el ve parmak teknikleri kullanılır. Ayakların belirli yerlerinde bulunan sinir noktalarına çeşitli el teknikleriyle basınç uygulanır. Böylece vücutta bloke edilmiş enerjinin çözülerek, bütün organlara dengeli dağıldığı ve vücudun kendi kendini iyileştirme gücünü harekete geçirdiği ileri sürülmektedir. Vücuda uyumlu ve dengeli enerji akımı sağlandığında vücut canlanır, güçlenir ve hastalıklara karşı daha dirençli bir duruma gelir.

Refleksoloji hizmeti alan bireylerde bir gevşeme ve rahatlama görülür. Strese bağlı olarak görülen birçok sorun ortadan kalkar. Kan dolaşımına bağlı olarak görülen sorunlar yok olur veya ciddi oranda azalır.  Hatta lenf sisteminin görevini daha iyi yaptığı ve toksinlerin vücutta daha kolay atıldığı ileri sürülür.

Refleksolojinin hormonal sorunlar ile baş ağrısı, sindirim, yüksek tansiyon ve böbrek hastalıklarına da iyi geldiği belirtilir. Tedavinin bebek ve çocuklardaki etkisinin daha kısa sürede ortaya çıktığı söylenir.
Bu yöntem organik ve ruhsal hastalıklardan gelişimsel sorunlara kadar birçok problem ve hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Her ne kadar kırık-çıkık gibi yapısal bozukluklar ile AİDS gibi hastalıkların tedavisinde olumlu sonuç vermezse de ağrıları hafifletici etkisi kullanılmaktadır.
Sadece sorunu olan kişiler değil, sağlıklı olan kişiler de bu tedaviden faydalanabilir. Çünkü sadece hafif sorunları veya hastalıkları tedavi etmez, aynı zamanda sorunların ortaya çıkmasını da engeller, başka bir ifadeyle koruyucu bir yönü de var.
Terapi seansları ortalama 30 dakika sürer. Tedavi süresi ise, kişiye ve soruna göre belirlenir. İlk seanslarda sorunlarda artış görülmesinin olabileceği ve bunun da iyileşme sürecinde bedenin doğal bir tepkisi olduğu söylenir.

Refleksoloji tedavisi son zamanlarda engelli bireyler için de yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Özel gereksinimli bireylerin tedavisindeki ilk uygulamalar Rusya ve Amerika’da yapılmış, birçok olumlu sonuç alınmıştır. İlk uygulamalar otistik ve serebral palsili çocuklar üzerinde denenmiştir. Günümüzde hem söz konusu engel grupları, hem de dikkat eksikliği, konuşma bozuklukları ve motor geriliği olan bireylerin tedavisinde kullanılmaktadır.

ÇETİN ÖZBEY

Yazarın Eski Makaleleri

Özel gereksinimli çocukların eğitim ve tedavisinde 50’nin üzerinde yöntem ve program kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin tümü aynı amaca hizmet etmektedir. Yani tümü çocuğun yetersizliklerini ortadan kaldırmayı veya hafifletmeyi ve çocuğun daha bağımsız bir hayata kavuşmasını amaçlamaktadır.

Her yöntem her çocuk için aynı etkiyi sağlamayabilir; çünkü her çocuğun gelişim ve yetersizlik düzeyi bir diğerinden farklı olduğu için, her çocuğa aynı yöntem uygulanamaz. Ayrıca bazı yöntemlerin diğer bazı yöntemlere göre avantajları ve dezavantajları olabilmektedir. Bu sebeple her çocuk için uygun olan yöntemi bulmak oldukça önemlidir. Gerek eğitimciler ve gerekse anne babalar çocukları için uygun olan bir kaçı yöntemi bir arada kullanabilirler. Örneğin, biz iletişim, sosyal ve motor becerileri öğretiminde UDA’yı, kavram öğretiminde Doğrudan Öğretim Yöntemini kullanırız. Konuşma becerisi olmayan veya yetersiz olan otizmli ve zihinsel engelli çocuklara iletişim becerilerini kazandırmak için PECS yöntemini uygularız. Doğrudan Öğretim Yöntemi ile kavram öğretirken otizmli ve ağır zihinsel engelli çocuklar için yapılandırılmış dil, hafif ve orta zihinsel engelli çocuklar için ise doğal dil kullanırız. İlk defa eğitim alacak çocukları eğitime ve eğitim ortamına hazırlamak için ilk birkaç hafta oyun ve müzik terapi tekniklerini tercih ederiz.

Özel gereksinimli çocukların yetersizliklerini yok etmek ve engel durumlarını hafifletmek için biomedikal, psikolojik ve davranışsal temelli birçok eğitim, terapi ve sağaltım yöntemleri geliştirilmiştir.  Aşağıda verilen yöntemler hiperaktivite, dikkat eksikliği, öğrenme bozukluğu, zihinsel engeli ve gelişim geriliği gibi çeşitli problemleri olan bireyler ile otizm şemsiyesi altında yer alan bozukluklardan etkilenen bireylerin eğitiminde ve sağaltımında kullanılmaktadır. Bazı tedavi ve terapi yöntemlerinin özel gereksinimli çocuklar üzerinde etkinlikleri henüz kesinlik kazanmış değil. Eğitim yöntemlerinin büyük çoğunluğu, deneysel araştırma sonuçlarına göre etkinlikleri kabul edilmiş yöntemlerdir ve bilimsel temellere dayanmaktadır. Eğitim yöntemlerinin alternatifi yoktur. Bilişsel, iletişim, sosyal vb. temel gelişim alanlarında gerilik gösteren çocuklara, eğitim yöntemleri ile diğer tedavi/terapi/sağaltım yöntemleri birlikte kullanıldığında daha olumlu sonuçlara ulaşılabilir. Olanaklar ölçüsünde bilimsel dayanağı olan eğitim yöntemleriyle birlikte etkili olan tedavi ve terapi yöntemleri de kullanılabilir. Ebeveynler sadece eğitimle yetinmemelidirler; fakat eğitimsiz de olmayacağını bilmelidirler.

Birçok aile çocuğunda var olan problem veya problemlerin normal bir hastalık olduğunu, bunun da tedavisinin ilaçlarla veya biyolojik tedavilerle mümkün olabileceğini düşünerek eğitim hizmetlerinden yararlanmayı kabul etmezler. Dolayıyla hem zaman kaybetmiş olurlar hem de maddi zarara uğrarlar. Zaten bu aileler sömürüye açıktırlar ve onları sömürmeye çalışan çok sayıda kişi ve kuruluş bulunmaktadır.

Engelli bireylere uygulanan tedavi ve terapi yöntemlerinin kesin tedavi edici özellikleri yoktur. Bu yöntemlerle bazı çocukların iyileştiği söylenilmekte, fakat bu tür iddialar kanıtlanabilmiş değildir. Ayrıca herhangi bir tedavi yöntemiyle bir iki çocuğun iyileşmesi umut vericilikten uzaktır. Ancak bu yöntemlerin çocuklar üzerinde bir takım olumlu etkileri de inkâr edilemez. Aşağıda açıklanan birçok tedavi/terapi yöntemi bazı çocukların bazı olumsuz davranışlarını yok edebilir; fakat bu olumlu sonuç her çocuk için geçerli olmayabilir. Böyle olduğu sürece bilimsellikten uzak kalır; çünkü bir tedavi veya eğitim yönteminin bilimsel temele dayanmasının birçok koşulu vardır. Bu koşulların başında “genelleme”, “geçerlilik” ve “güvenirlik” ilkeleri yer alır. Ayrıca farklı ekipler tarafından (minimum 3) ve faklı bireyler üzerinde denenmesi ve hakemli dergilerde yayınlanması gibi koşullar da bulunmaktadır.

Herhangi bir eğitim veya tedavi programı uygulamaya koyulmadan önce şunların sorulması ve tatmin edici yanıtların alınması gerekir:

Programın nerede ve kimler tarafından yürütüleceği, yani programı yürütenlerin uzman olup olmadıkları ve bu yöntemi ne zamandan beri uyguladıkları,

Programın çocuğun kişilik ve gelişim özelliklerine uygunluğunun ne oranda olduğu,

Programın sonucunda neler beklendiği, yani kazanımlarının neler olacağı, (daha önce program veya tedaviden geçen ailelerle görüşülmeli, onların izlenimleri ve tavsiyeleri alınmalı)

Program uygulanmadan önce ve sonra değerlendirmenin olup olmadığı ve nasıl yapılacağı,

Programın çocuğu sınırlayıcılığı ve çocuğun üzerindeki yan etkileri, yani programın dezavantajlarının neler olduğu,

Programın süresi yani ne kadar süreceği,

Programın toplam maliyetinin ne kadar olacağı sorulmalıdır.

Birçok çalışmanın ve Simpson’un 2005 yılında yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre, Uygulamalı Davranış Analizi, İşlevsel Analiz, Yanlışsız Öğretim, Fırsat Öğretimi, Ayrık Denemelerle Öğretim, Temel Tepki Öğretimi, Seçim Yapma, Video ile Model olma, PECS vb. birçok eğitsel yöntemin bilimsel dayanakları olumlu yönde olduğu belirtilmektedir. TEACCH, Yardımcı Teknoloji, Sosyal Hikâyeler ve Duyu Bütünlemesi terapisi gibi birçok yöntem ise bilimsel anlamda yeterince araştırılamamış ve bilimsel temellere dayanıp dayanmadığını ortaya koyan çalışmalar henüz yeterli görülmemektedir. Ayrıca Destekli İletişim ve Sarılma Terapisi gibi bazı uygulamaların da bilimsel dayanaklarının olumsuz yönde olduğu vurgulanmaktadır.

Özel gereksinimli bireyler için geliştirilen davranışsal, biyolojik ve psikolojik kökenli tedavi, terapi ve eğitim yaklaşımlarından birçoğu aşağıda sıralanarak açıklanmıştır.

A) EĞİTİM VE TERAPİ

1. Özel Eğitim

2. Konuşma ve Dil Terapisi

3. Uğraşı terapisi

4. Psikoterapi

B) EĞİTİM YÖNTEMLERİ VE PROGRAMLARI

1. Uygulamalı Davranış Analizi
2. PECS (Resim Değiş-Tokuşuna Dayalı İletişim Sistemi)
3. Ayrık Denemelerle Öğretim
4. Bekleme Süreli Öğretim
5. Fırsat Öğretimi
6. Olumlu Davranış Desteği (İşlevsel Analiz)
7. Temel Tepki Öğretimi
8. Video ile Model Olma
9. Seçim Yapma Öğretimi
10. Söyle-Yap Uyumu Öğretimi
11. Etkinlik Çizelgeleri
12. TEACCH
13. Lovaas Yöntemi
14. Doğrudan Öğretim (Açık Anlatım) Modeli
15. Yaratıcı Yöntem
16. Basamaklandırılmış Yöntem
17. Kaynaştırma Programı
18. Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı
19. Portagi Programı
20. Montessori Programı
21. Hanen Programı
22. Higashi Programı
23. Sosyal Hikâyeler
24. Destekli İletişim
25. Holding Terapii

C) DUYUSAL-DEVİNSEL (Sensory-Motor) TERAPİLER

1.    Duyu Bütünlemesi
2.    İşitsel Bütünleme

D) BİYOLOJİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ

1. Farmakolojik Tedavi
2. Diyet Tedavisi
3. Gluten ve Kazein Diyeti
4. Maya ve Mantar Tedavisi
5. Vitamin Tedavisi6. Sekretin Tedavisi
7. İmmünglobülin Tedavisi
8. Neurofeedback
9. Hiperbarik Oksijen Tedavisi

E) ART TERAPİ

1. Dans ve Hareket Terapisi
2. Müzik Terapisi3. Drama
4. Resim ve Diğer Sanat Unsurları

F) ALTERNATİF TEDAVİLER

1. Homeopati
2. Aroma Terapi
3. Refleksoloji
4. Akupunktur

J) YARDIMCI TERAPİ VE DİĞER TEDAVİ YÖNTEMLERİ

1. Yunus Terapi
2. At Terapi
3. Su Terapisi
4. Kraniosakral
5. Yardımcı Teknolojiler ve Bilgisayar Programları